27 Temmuz 2017 Perşembe
Anasayfa > TEKNOLOJİ > EKMEK ÇÖPE ATILIR MI?
EKMEK ÇÖPE ATILIR MI?

EKMEK ÇÖPE ATILIR MI?

14.04.2017 13:27:56 12 14 16 18 yazdır
" Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp savurma." ( İsra sûresi, âyet 26 )
" Akrabaya hakkını ver, yoksula ve yolda kalmışa da. İsraf ederek saçıp savurma." ( İsra sûresi, âyet 26 )
Bir tarafta açlık, ekmek bulamama, sarin gazından zehirlenen çocuklar, yaşlı insanlar ve sahipsiz kimseler.
Diğer tarafta ise, zevke, hazza boğulan kitleler, yediklerini sinirmek için, çeşitli tapletler, ilaçlar, alköl alan kaprisliler, doymazlar, oburlar ve Karunluğa özenenler!..
Hal böyle iken, aziz nimet tonlarca ekmeğin çöpe atılmasına, poşetlere konulmasına ne demeliyiz?
Bu konu, yani ekmek israfı memleketimizde olduğu gibi, Batı ülkelerinde de arkası ve önü alınmamaktadır. Onun içindir ki;
" Müslüman toplumların bu gün geri kalmışlıklarının asıl  nedeni Kur'an'dan uzaklaşmış olmalarıdır. Onun içindir ki acınma dilenciliğine çıkılmış, giderek dışa bağımlı hale gelinmiş, yabancı ürünlerin girmediği yer kalmamıştır.
Şu halde sosyal hayatın düzene girmesi, dünyada söz sahibi olunması, her şeyden önce de Allah'ın hoşnut edilmesi için İslam'ın buyruk ve yasaklarına uyulması bir zorunluluktur.
Aksi halde toplumların içinde bulundukları buhrandan kurtulmaları mümkün değildir. Bir yanda ekmek bulamayan; çadırlarda, barınaklarda, barakalarda kalmak zorunda bırakılan milyonlarca insan; bir yanda da servetlerine servet katıp ekonomik bakımdan hep büyümenin hırsıyla giderek hırçınlaşan tüketim çılgınları...
Böyle bir dünyada bir tersliğin bulunmadığını söylemek mümkün mü? Dünyanın bazı bölgelerinde insanlar açlıktan ölürken her yıl tonlarca ekmeğin çöpe atıldığı bir dünyada krizlerin yaşanması değil midir?
Her moda değişikliğinde kılık kıyafetlerin değiştirildiği, her yeni versiyonunu almak için otomobilden ev eşyalarına kadar ne varsa tamamının gözden çıkarıldığı bir dünyada ekonomik ve siyasal çalkantıların, terör ve anarşinin, tedirginliğin ve huzursuzluğun, toplumsal travmanın baş göstermeyeceğini kim ileri sürebilir?
Bireylerle sınırlı kalmayan tüketim çılgınlığının kurum ve kuruluşlara sıçraması, siyasal şovlar, açılışlar ve tanıtımlar uğruna yüzlerce ailenin geçimini sağlayacak miktarda harcamanın yapılması; elektriğin, suyun ve diğer kaynakların hiç tükenmeyecekmişçesine sarf edilmesi hangi anlayışla, nasıl açıklanacak?
Sırf eğlence adına kırılan tabaklar, havada uçuşan dolarlar, patlatılan maytaplar israfın kronikleştiğini göstermiyor mu? " ( Nida Dergisi, sayı 138, A. M. Ünal, sayfa 27 )
Evet, israf ekonomisi, belimizi bükmekte, çöpe atılan ekmekler, dökülen yemekler bağrımızı yakmaktadır!.. Niçin yakmaktadır?.. Çünkü, bir tarafta milyonlarca insan, yokluktan, yoksulluktan, fakirlikten kıvım kıvım kıvranırken, diğer tarafta, düğün merasimlerinde, havaya atılan mermiler, maytaplar bağrımızı delmektedir.
Yaz tatillerinde, kendi İlçemde müşahade etmekteyim ki, vallahi!.. Balkonda oturamıyor, dinlenemiyor, kitap okuyamıyorum!.. Halbu ki, kitap hastası, okuma düşkünü bir insanım!..
Her gün, en az, elli, yüz sahife kitap okumalıyım ki, ruhum dinlensin, kendime gelmiş olayım. Aksi halde, okumazsam, okuduklarımın altını çizerek, okuduklarıma dikkat kesilmezsem, o gün kendimi boşlukta hissederim, bitkin düşerim..
Dolayısıyla, yaz şamataları, insanımızı tedirgin etmektedir!.. Gümbürtülü yazlar, havai fişekleri, gecenin yarı vaktinden sonra fırlatılan maytaplar, delilik, zavallılık değil de nedir Allah aşkına?..Onun içindir ki;
" İnsanoğlunun daha çok kazanma, her şeyi elde etme, başkalarından farklı olma ve onları kendisi için köle haline getirme hırsı onu tüketim çılgınlığına sürüklemiştir.
Güya, mutlu olabilmek için çok tüketmek, bunun için de çok para kazanılamayacağını düşünmüş olmalılar ki, çok para kazanabilmek için uyuşturucu ve insan ticaretinden silah kaçakçılığına, tefecilikten vurgunculuğa kadar ne varsa her yola baş vurmaktan çekinmemişlerdir.
Çok tüketim de mutluluğu elde etmek için yetmiyordu. Hep tüketim hep tüketim... Sonu gelmiyordu bunun. Çünkü ürünlerin hep yenileri, farklı versiyonları üretiliyordu.  Tıpkı moda gibi.
Her mevsim değişen giysi modelleri, onların renkleri, biçimleri... Üstelik bunların her biri aynı zamanda sosyal statüyü de gösteriyordu. Kısacası anlamsız bir yarışın içinde şaşkın insanlık...
Peki, bu insanı tüketim çılgınlığına iten ne? Daha doğrusu, insanı tüketim girdabına sürükleyen yalnızca onun hırsları mıdır?
Tüketimi körükleyen çokça neden bulunmaktadır aslında. Bu nedenlerden belki de en önemlisi, kapitalist kültürün yayılmasında öncü rol oynayan reklamlardır.
Reklamlarla tüketim isteği kamçılanmakta, kafalara markalar yerleştirilmeye çalışılmaktadır birer birer. Tüketim isteği harekete geçen, markalarla kafası dolan insanlar ise ihtiyaçları olmayan belki de yalnızca bir defa kullanıp atacakları malları almaya yönelirler. " ( a. g. d. sayfa 27 )
Netice olarak;
Millet olarak, ekmek israfı, düğün israfı, sünnet merasimi israfları, giyecek israfları belimizi bükmektedir.
Bazı ailelerin, zengin, kapitalist, komprador bireylerin şımarık çocuklarının yollarda, arabaları ile, şow yapmaları, trafiği alt-üst etmeleri  midemizi bulandırmakta, kendi kendimizden nefret etmekteyiz.
Bu nasıl ahlak, bu ne biçim edep ve terbiye demekten kendimizi alamıyoruz!.. Halbu ki, şımarıklık, serserilik, başı boşluk, millet olarak bizlere çok şeyler öğretmelidir.
Meyhanelerde, barlarda, pavyonlarda, diskolarda, içip içip kendinden geçen nice biçare, meczup bulunmaktadır ki, bulundukları mekanların, tabaklarını kırmakta, masa örtülerini yakmaktalar. Bu durum ne kadar ayıp, ne kadar perişanlıktır.
Rabbimiz!.. Ekmek nimetine sahip çıkan, ona hürmet eden, aziz bilen insanlardan eylesin.. Selam ve dua ile..
Etiketler : mehmetdalkilinc
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri