19 Kasım 2017 Pazar
Anasayfa > TEKNOLOJİ > KUR'AN'DA, TESETTÜR VE TAKVA ELBİSESİ !..
KUR'AN'DA, TESETTÜR VE TAKVA ELBİSESİ !..

KUR'AN'DA, TESETTÜR VE TAKVA ELBİSESİ !..

12.04.2017 13:43:05 12 14 16 18 yazdır
" İnanan erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Allah onların yaptıklarından haberdardır. İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, mahrem ırzlarını korusunlar. Süslerini kendiliğinden görünen dışında açma
" İnanan erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Allah onların yaptıklarından haberdardır. İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, mahrem ırzlarını korusunlar. Süslerini kendiliğinden görünen dışında açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Zinetlerini kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut Müslüman kadınlardanh, yahut, sahip oldukları kölelerinden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklarından başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zînetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hep birlikte tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz." ( Nur Sûresi, âyet 30-31)
Maalesef; tesettür kavramı, dün ve bu gün, en çok tartışılan, üzerinde durulan, zaman zaman çarpıtılan, hatta sulandırılan bir mevzudur.
Bilhassa, günümüzde kimi hanımlarımız, kızlarımız, sadece  başlarına takmış oldukları eşarpı, çemberi, örtüyü tesettür zannetmekte, geri kalan vücud hatlarını boş verip, kot pantolon, daracık eteklerle, "şu düğün senin, bu düğün benim" diyerek koşuşturmaktadırlar!..
Allah aşkına!.. İnsan sormadan edemiyor!.. Böylesi bir giyim-kuşam tarzı; Kur'anî tesettür olabilir mi? Onun içindir ki;
" Arapça bir kelime olan  ' tesettür' setr kökünden türemiştir. Örtünmek, kapanıp gizlenmek anlamında kullanılır. Setr-i avret şeklinde birbirini tamamlayan iki kelimenin yan yana gelmesi ile de İslamî açıdan, vücudun görünmesi yasak olan bölgelerinin örtülmesi anlamını kavramlaştırır.
Avret, tek başına eksik-gedik, mahrem, saklanması gereken şeyleri ifade eder. Dini literatürde örtünmekle ilgili davranışlara açıklık getiren bir fıkıh terimi olarak kullanılır.
K. Kerim'de Ahzap suresinin 13. ayetinde iki defa tekil olarak geçer. Bu ayette insanların barınağı olan evlerden de  'avret' kelimesi ile bahsedildiğini görüyoruz. İslam dininin evlere atfettiği mahremiyetin önemi bu ve diğer bir kaç ayette tekrarlanmaktadır.
Avret terimi Nur suresinin 28-31. ayetlerinde de, tesettürle çok yakın bir manada kullanılmıştır. Bu iki ayetten çıkan anlam, insanların yaşadıkları yer olan evlerin de korunması, girip çıkanlar açısından sakınılması gereken yerler olduğudur.
Geçmişten günümüze gelen setr-i avret kavramı eski kuşak tarafından bilinmekte ve kullanılmaktadır.
Setr-i avret kavramı artık dilimizde yerini 'tesettür'e bırakmıştır. Tesettür, örtünün, örtünmenin neleri kapsadığı konusunda 'setr-i avret'in anlamından çok daha kapsamlı bir ifade gücüne sahiptir.
Giysi yanında, takva örtüsünü de ifade etmeye daha elverişlidir. Tesetttür kavramının, sadece bir baş örtüsüne, giysilere sığdırılamayacağı, bu konudaki ayetlerden açıkça anlaşılmaktadır. Arafsuresinin 26. ayetinde;
" Ey Âdem oğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik. Takva elbisesi var ya , işte o daha hayırlıdır. Bu, Allah'ın rahmetinin alametlerindendir. Belki öğüt alırlar." buyrulmaktadır.
Bu ayetten tesettürün yanı sıra vakarlı bir duruşa, İslamî bir bilince ve İslamî bir ahlaka sahip olmanın gereği anlaşılmaktadır.
Görüldüğü gibi ayet , örtünün tek başına yeterli olmayacağını, örtünmenin ancak Allah korkusu ile birlikte gerçek anlamını kazanacağını ifade etmektedir. Bu ve buna benzer diğer ayetlerden net olarak, Müslüman kadın ve Müslüman erkeğin, öncelikle İslamî bir kişilik oluşturması gerektiği ortaya çıkmaktadır.
Allah, hem Müslüman kadını, hem de Müslüman erkeği bu konuda sorumlu tutmaktadır. Örtülmesi emredilen yerlerin dışında nasıl davranılması gerektiğini de yine Kur'an belirlemektedir." ( İktibas Dergisi, Temmuz 2009, sayfa 14 )
Tüm bu ifadelerden anlamış oluyoruz ki, 15 asırdır Müslümanlar bu mevzuda kafa yormuşlar, titiz davranmışlar, ölçü olarak takvayı göz önüne almışlardır.
Öylesi, günümüz dünyasında olduğu gibi, cıvıklaştırılan, sulandırılan, başı örtüp, kıçı açıkta bırakmak, bütün vücud hatlarını ortada sergileyerek dolaşmaya da tabii ki tesettür denilmesi mümkün değildir.
Hatta, bu densizlik, saygısızlık, başı örterek, diğer alanları sergilemek işini TV.larda, evlilik proğramlarında, düğünlerde, nişan törenlerinde veya her hangi bir toplantı da görmek, iğrenmek söz konusudur.
Yani, bu tür haller, bir tesettür, bir örtünme olmayıp, tamamen, zibidilik, alçaklık ve hiyanetin daniskası olmaktadır.
" Ayakların yere vurularak yürünmesi cahiliye devrinin adetlerindendi. Bazı kadınlar dikkat çekmek için yaparlardı bunu. Burada ayetin üzerinde durduğu nokta, ' dikkat çekme' ile ilgilidir, ayağı yere vurmakla ilgili değildir.
Bahse konu olan süs ( zînet), gerçekte takı anlamına gelmekle beraber, ayette mecazen kadın vücudunun örtülmesi gereken yerleri anlamında kullanılmıştır.
Bu da, tesettürden anlaşılması gerekenin, hem kadın da, hem de erkekte, yaratılıştan var olan cinsi cazibenin örtülmesi olduğunu ortaya koymaktadır." ( a. g. dergi, sayfa 15 )
Netice olarak;
Çağımızda, bu hususa dikkat eden, bunu hayatı için ölçü kabul eden hanım efendilere ihtiyacımız bulunmaktadır.
Taassubca, yobazca, geleneksel ölçülere göre değil, Kur'anî emirleri günümüze dobra dobra taşıyan, bilen, bilinçli olan, çağdaş Müslüman hanım efendilerin boy göstermesini, örnek olmasını arzu ediyoruz.
Oysa, bilgisiz, okumamış, tesettürlüyüm diyen, nice hanım bulunmaktadır ki, biraz örtünme, biraz dans, biraz üryanlık, biraz kıytırık yürümeler, etrafa dikkat çekmek için salınmalar Kur'an'ın; tesettür emrinin kapsamında değildir.
Erkeklerde öyledir!.. Günümüzde, nice erkeğim diyen zavallı bulunmaktadır ki, çarşıda, pazarda, yatak kıyafeti olan şortla, deniz, plaj giysisi ile arzı endam etmektedir.
Aynı kişilerin, çenelerinde bir kucak keşiş vari sakal, futbolcusundan tutunda, artistine varıncaya kadar, öğrenciler de dahildir.. Çirkin çirkin sakallarla ortamı kirletmektedirler.
Dolayısıyla, Müslüman erkek olsun, kadın olsun, giyim ve kuşamlarına, oturup kalkmalarına dikkat etmelidirler. Yani, Amerika'da, bir film artisti sakallıdır, Batı da, bir modacı bunu icad etti diye, Müslümanlar, onları taklit etmek zorunda hiç değildir.. Selam ve dua ile..
Etiketler : mehmetdalkilinc
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri