19 Kasım 2017 Pazar
Anasayfa > TEKNOLOJİ > MASAL, MENKIBE, EFSANE, HURAFE SATARAK, TARİHİN DİKKATİNİ ÇEKEMEYİZ!..
MASAL, MENKIBE, EFSANE, HURAFE SATARAK, TARİHİN DİKKATİNİ ÇEKEMEYİZ!..

MASAL, MENKIBE, EFSANE, HURAFE SATARAK, TARİHİN DİKKATİNİ ÇEKEMEYİZ!..

30.08.2017 15:45:46 12 14 16 18 yazdır
" Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun.
" Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Buna uyun. ( Başka ) yollara uymayın. Zira o yollar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte sakınmanız için Allah size bunları emretti." ' En'âm sûresi, âyet 153 )
" Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnat ediyorlar. En güzel sonucun kendilerinin olduğunu anlatan dilleri de yalanın örneğini veriyor. Hiç şüphesiz onlar için sadece ateş vardır ve onlar, ( ateşe) terkolunacaklar." ( Nahl sûresi, âyet 62 )
" Allah, eceli geldiğinde hiç kimseyi ( ölümünü) ertelemez. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır." ( Münâfikûn sûresi, âyet 11 )
İçerisinde yaşamakta olduğumuz 21 nci asır; Kur'anî emirlere, buyruklara hasret, sancı çekmekte olan bir zaman diliminde yaşamaktayız.
Mitolojinin, iflas ettiği, masal anlatmanın, hikaye, hurafe, menkıbe nakletmenin bittiği bir dönemde bulunmaktayız..  Onun içindir ki,
Kürsü adamlarımız, minber insanlarımız, mihrabı dolduran hoca efendiler, Kur'anî emirleri topluma yansıtmak, yaşatmak için tüm güçlerini sarfetmeli, alınları terlemelidir.
Çünkü, asırlar asırları kovaladı, bu aziz mille; Battal Gazi Destanları ile, Kan Kalesi, Kesikbaş hikayeleri ile tüm zamanları tüketmiş oldu.   Neden ve niçin?
Son altmış yılı rahatlıkla hatırlarım. Evlerimizde radyo yok, Tv. bulunmaz, haberleşme sıfır, aranan kitaplar, eserler elimize geçmezdi.
Yukarıda zikredilen, hurafe, efsane, menkıbe eserleri elimize geçirir geçirmez, " Mal bulmuş Mağribi " gibi, sevinir, sevinç duyar, hemen bir yerde toplanır, okumuşluğu bulunan biri tarafından, besteli, güfteli bir şekilde,bir kere okur, iki kere okur, üç kere okur ve sonrasında da oturup hüzünlenir ve ağlardık.
Onun içindir ki, Müslüman millet olarak, içerisinde yaşamakta olduğumuz zamanı, çağı, çağın bizlere sunmuş olduğu imkanları, teknolojiyi iyi kullanmalıyız!..
Evlerimizde, eskiden kalma hurafe dolu, efsane, mitolojiye ait eserleri hala okumamız, onları savunmamız , " havanda su dövmek"ten başka bir şeye yaramıyacaktır!..
Yeni yeni kitaplara, eserlere, İslamî kaynaklara, Kur'anî tefsirlere, kaynak eserlere acilen ihtiyacımız bulunmaktadır.
Elli yıl önce, El-Hac Muzaffer Ozak'ın irşadlarını bir kere okuyor, bir daha okuyorduk!.. Hüseyin Hilmi Işık'ın " Seadeti Ebediyye" sini bir kere okur, bir daha okurduk.
Yaşlı insanlarımızın kafasında, zihin dünyalarında hala bir takım dini kırıntılar bulunmakta ise, bunlar, söz konusu eserlerden kalma hurafi, efsanevi, mitolojik bilgilerdir.. Eba Müslimi Horasani bilgileridir.
Oysa, günümüz dünyası artık o tür eserleri okuma, tetkik etme, " Marifetname" isimli eseri tekrar tekrar okuyup, "nasıl zengin olunur?" fikirlerini öğrenme, belleme vakti hiç değildir.
Müslüman milletimiz, çağa göre değişmeli, fikri planda, İslami alanda da Kur'anî emirleri baş tacı ederek değişmek, değişime uğramak zorundadır.  A. Müftüoğlu beyin izah ettiği gibi;
" Müctehidlerin, ulemanın, hikmet adamlarının kolektif otoritesinden/ rehberliğinden yoksun olduğumuz için, herkes çok keyfi bir biçimde dilediği tarzı, yorumu savunabiliyor.
Böyle bir kolektif otoriteden yoksun bulunduğumuz için, bir çok klinik olay, aramızda " mehdilik" iddialarıyla rahatlıkla dolaşıyor, taraftar toplayabiliyor.
Kolektif bir bilinç ve rehberlikten yoksun bulunduğumuz için,tarihi aşan, etkileyen, dönüştüren, düşünceler, fikirler, bilgelikler ve etkinlikler üretemiyoruz." ( İktibas Dergisi, A. Müftüoğlu, say. 18, Ekim 2009 )
Hamdü sena olsun ki, ülkemizde, ilim adamlarımız, İlahiyatçılarımız, Başkanlık mensuplarımız öbek öbek, yığın yığın çoğalmış, güçlü bir hale gelmiş durumdadırlar..
Söz konusu hocalarımız; tüm imkânlarını kullanarak, ictihadî çalışmalar yapmalılar, her ilim adamı kendi sahasında çalışmalı, görüş, düşünce, fikir ileri sürmelidir.
Aksi halde, bir kısım bağnaz insanların yıllardan, asırlardan beri ileri sürmüş,iddia etmiş oldukları gibi, " ictihad kapısı kapanmıştır" çürük, temelsiz iddianın arkasına takılır isek, vallahi; işte o zaman, beyinleri, düşünce yapılarını buz dolabına koymalı, kat'iyyen hiç bir şey hakkında görüş, fikir, bilgi üretiminde bulunmamalıyız..
Geçmişteki, mezhep imamlarımıza sonsuz, tükenmez saygımız hürmetimiz var iken, onları küçümsemeden, bizler, zamanımız uleması günü yaşamalı, güne göre sorunlara, çaresiz görünen, bilinen şeylere çözüm olmalıdırlar..
" Yeni bir dönemi başlatmak, yeni bir zamanı başlatmak için yeni/genç insanlara kadrolara ihtiyacımız var. İslam'ı sağcılıkla, milliyetçilikle, muhafazakârlıkla eşitleyen cemaat liderlerinin hurda zihniyetleriyle/ yaklaşımlarıyla hiç bir değişim/yenilenme gerçekleştirilemez.
Tarihin dikkatini çekebilmek için devrimci bir dil, yorum, söylem gerekiyor. masal, menkıbe,, sansasyon, efsane, hurafe satarak/ pazarlayarak tarihin dikkatini çekemeyeceğimizi öğrenebilmeliyiz.
Toplumlarımızın ceza kolonileri haline getirildikleri bir çağda/zamanda/dönemde, İslamî ilgiyi, çabayı, gönül sohbetleriyle sınırlı bir ilgiye dönüştüremeyiz.
Genç kuşakların genel olarak bir sorgulama faaliyeti içerisinde bulunmaları zorunludur. Genç kuşaklar her tür sıradanlığa ve her tür tekdüzeliğe meydan okuyabilecek bir ahlaki cesarete sahip olmalıdır.
Nostalji cemaatlerinin, romantik cemaatlerin genç kuşakları pasif tüketicilere dönüştürmeleri kabul edilemez bir durumdur.
Genç kuşaklar kendilerinden önce gelenlerin tecrübelerinden yararlanmalı, ancak, kendilerini bu tecrübelerle sınırlandırmamalı, kendi dönemleriyle ilgili, kendi kuşaklarının ihtiyaçlarına/ beklentilerine yanıt verebilecek düşünceler, yöntemler, yaklaşımlar oluşturmalıdır." ( a. g. dergi. A. Müftüoğlu, sayfa 19 )
Netice olarak;
Şu ana kadar anlamış, idrak etmiş olduk ki, cemaat liderleri, nostalji kişiler, bu milletin evladlarını kandırmış oldular.
Masal anlatarak, kendileri dışındaki İslami çalışmaları kabul etmeyerek, sadece kendi menkıbelerini, hikayelerini, mitolojilerini pazarladılar, neslimizi  kandırmış, beyinlerini uyduruk şeylerle yıkamış, uyuşturmuş oldular.
15 Temmuz şarlatanı 45 yıl ne yaptı, ne anlatmış oldu?.. Kos kocaman bir hiç ve hikaye, efsane, uyduruk ve Kur'an dışı pazarlamalardır!..
Ne acı ki, söz konusu cemaat yuvalarına gitmiş gençlerin beyinleri efsunlarla, uyduruk şeylerle dolduruldu, o masum, terü taze genç beyinler düşünemez, akledemez, fikir sahibi olamaz şekilde mahvolup gittiler..
Cemaat  evlerine giderek, diz çöktüler, gerdan kırdılar, boyun büktüler ve Kur'an'ın okunmasını yasakladılar!..
Bunlar, bu kitlelere bir şey dikte edildi!.. Para, para ve para toplama, eylemleri anlatılmış oldu, onlarda, hiç durmadan şarlatanın cukkasını doldurmak için ha bre " Himmet" bağışını toplamaya devam ettiler..
Rabbim!.. Bu aziz millet evlatlarına Kur'anî basiret lütfetsin!.. Her türlü hurafeci, efsaneci, uydurukçu, masalcı şarlatanlara da fırsat vermesin!.. Selam ve dua ile.
Etiketler : mehmet dalkilinc
Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
Kategorinin Diğer Haberleri